POPÜLER GEYİKLER
Tarihin En Büyük Friendly Fire Vakası: Osmanlı Gelmeden Yenilen Ordu
Tarih sahnesi birçok garip yenilgiye, stratejik hataya ve beklenmedik bozguna şahitlik etmiştir. Ancak hiçbiri, 1788 yılında yaşanan Şebeş Muharebesi (Battle of Karánsebes) kadar absürt, trajikomik ve “yok artık” dedirtecek türden değildir. Düşünün ki bir ordunuz var; 100 bin kişilik devasa bir güç, modern silahlar, eğitimli askerler… Ve bu ordu, karşısında tek bir düşman askeri bile yokken kendi kendini imha ediyor.
İşte The Geyik farkıyla, tarihin en büyük “kendi kalesine gol atma” vakası olan Şebeş Muharebesi’nin tüm detayları.

Düşman Gelmeden Teslim Olan Şehir: Şebeş Muharebesi ve Tarihin En Utanç Verici “Friendly Fire” Vakası
Yıl 1788. Avrupa’da sular durulmuyor. Avusturya İmparatoru II. Joseph, Rusya ile müttefik olup Osmanlı İmparatorluğu’na karşı bir sefer başlatmaya karar verir. Amaç, Osmanlı’nın elindeki toprakları pay etmek ve Balkanlar’da hakimiyet kurmaktır. II. Joseph, bu sefer için yaklaşık 100 bin kişilik, o dönemin en modern teçhizatına sahip ordusunu toplar. Ordu; Avusturyalılar, Macarlar, İtalyanlar, Sırplar, Hırvatlar ve Romenlerden oluşan tam bir “milletler mozaiği”dir.
Ancak bu çeşitlilik, tarihin en büyük iletişim felaketine zemin hazırlayacaktır.
1. Sahne: Şnaps ve Eğlencenin Bedeli
17 Eylül 1788 gecesi, Avusturya ordusu bugün Romanya sınırları içinde kalan Şebeş (Karánsebes) kasabası yakınlarına kamp kurar. Ordunun öncü birliği olan Hüvvarlar (hafif süvari birliği), keşif yapmak için Timiş Nehri’nin karşı kıyısına geçerler. Ancak ortalıkta ne bir Türk askeri vardır ne de bir düşman izi.
Hüvvarlar, nehrin karşı kıyısında kamp kurmuş bir grup yerli (Roman) ile karşılaşırlar. Bu grup, askerlere fıçılar dolusu “Şnaps” (sert bir içki) satmayı teklif eder. Uzun yoldan gelen, yorgun ve canı sıkkın Hüvvarlar için bu reddedilemez bir tekliftir. İçki fıçıları açılır, kahkahalar yükselir ve öncü birlik kısa sürede “çakırkeyif” bir hale gelir.
2. Kavga Başlıyor: Piyade vs. Süvari
Bir süre sonra nehrin karşı kıyısından bir grup piyade birliği de Hüvvarların yanına gelir. İçki partisini gören piyadeler, pastadan pay almak isterler. Ancak Hüvvarlar, “Biz bulduk, biz içeriz!” diyerek içki fıçılarını piyadelerle paylaşmayı reddederler.
Tartışma kısa sürede alevlenir. Sarhoş Hüvvarlar, fıçıların etrafına barikat kurarlar. Arbede sırasında sinirler gerilir ve kimin ateşlediği bilinmeyen tek bir el silah sesi yankılanır. İşte o an, kıyametin koptuğu andır.
3. “Turci! Turci!”: Tek Kelimeyle Gelen Felaket
Silah sesini duyan ve zaten gergin olan askerler arasında bir panik dalgası yayılır. Piyadelerden biri, şaka mı yaptığı yoksa gerçekten korktuğu bilinmez bir şekilde bağırır: “Turci! Turci!” (Türkler! Türkler!)
Nehrin karşı kıyısında, asıl kampta uyuyan veya dinlenen binlerce asker bu çığlığı duyar duymaz fırlar. Zifiri karanlıkta kimse ne olduğunu anlamaz. Hüvvarlar atlarına atlayıp kaçmaya başlar, piyadeler ise gördükleri her karaltıya ateş açar. Sarhoş süvariler kendi kamplarına doğru dolu dizgin koşarken, kamptakiler gelenlerin Osmanlı akıncıları olduğunu sanarak topları ateşlerler.
4. Babil Kulesi Sendromu: “Halt” mı “Allah” mı?
Burada devreye giren dil bariyeri, olayı bir komediden bir katliama dönüştürür. Avusturyalı subaylar düzeni sağlamak ve askerlere durmalarını emretmek için Almanca “Halt! Halt!” (Dur! Dur!) diye bağırırlar.
Ancak ordunun içindeki Alman olmayan askerler (Sırplar, Hırvatlar, Romenler), bu bağırışı karanlıkta “Allah! Allah!” diye duyarlar. Osmanlı askerlerinin savaş narasıyla “Halt” kelimesi karışınca, askerler Türklerin kampın tam kalbine girdiğine ikna olurlar. Artık kimse kimseyi dinlemiyordur. Herkes en yakınındaki askeri “düşman” sanarak süngülemeye, ateş etmeye ve kaçmaya başlar.
5. İmparatorun Hendek Macerası
Kaos o kadar büyüktür ki, bizzat İmparator II. Joseph de olayın ortasında kalır. Kendi askerleri tarafından kovalandığını sanan imparator, atıyla kaçmaya çalışırken bir hendeğe (bazı kaynaklara göre bir dereye) düşer. Atı telef olur, kendisi ise yaverlerinin yardımıyla canını zor kurtarır. İmparatorluk ordusu, kendi gölgesinden korkan binlerce kişilik bir insan yığınına dönüşmüştür.
6. Acı Bilanço: Osmanlı Geldiğinde Ne Oldu?
Kendi kendine savaşan Avusturya ordusu, şafak sökene kadar birbirini kırmaya devam eder. Güneş doğduğunda manzara korkunçtur: Binlerce ölü, binlerce yaralı, parçalanmış mühimmat arabaları ve her yere saçılmış tüfekler…
Resmi olmayan kaynaklara göre, bu “içki kavgası” ve sonrasındaki panik nedeniyle Avusturya ordusu 10.000 civarında zayiat vermiştir. Ordunun geri kalanı ise darmadağınık bir halde geri çekilmiştir.
Asıl olay ise iki gün sonra yaşanır. Sadrazam Koca Yusuf Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Şebeş’e vardığında, savaşmalarına gerek kalmadığını görür. Yerlerde yatan binlerce Avusturya askeri ve terk edilmiş bir kasaba… Osmanlılar, tek bir kurşun atmadan, sadece “karşı tarafın sakarlığı” sayesinde Şebeş’i kolayca ele geçirirler.
POPÜLER GEYİKLER
Maaşın %10’uyla Nasıl 5 Yıldızlı Yaşanır?
“Enflasyon cüzdanını vurdu ama vizyonunu vuramayacak. ‘Geçinemiyorum’ diye dört duvar arasına kapanmak yerine, sistemin açığını kullanarak ayda sadece maaşının %10’unu ayırıp %100 lüks yaşamanın yollarını listeledik. İşte ‘fakir ama gururlu’ yaşam hackleri:”
1. “Havuz Hack’i”: “O 5 yıldızlı otellere geceliği 10 bin TL vermene gerek yok. Birçok lüks otel, hafta içi ‘Day Pass’ (günlük giriş) satıyor. Otelin tüm imkanlarını (havuz, spa, fitness) 1/5 fiyatına kullan, akşam evine dön. Lüks senin, borç başkasının.”
2. “Süpermarket Gurme Şovu”: “Üzerinde marka logosu olan şarap 2.000 TL mi? Marketin kendi gurme serisinden (genelde üst segment şaraplarla aynı fabrikada üretilir) 400 TL’ye al, güzel bir kadehe koy. Kimse anlamayacak, sadece tadına bakacaklar.”
3. “Kredi Kartı Puanı ile Uçuş Büyüsü”: “Yıl boyu yaptığın market ve fatura harcamalarından gelen puanları asla ‘biriksin’ diye bırakma. Her ayın sonunda puanlarını uçak mili veya otel puanına dönüştür. Yıl sonunda bir tatil bedavaya gelecek.”
4. “Ücretsiz VIP Kültür”: “Şehrindeki müze ve sanat galerilerinin ‘ücretsiz giriş’ günlerini takip et. VIP galeri açılışlarına, sergi lansmanlarına katıl (sadece biraz nazik bir mail atman veya sosyal medyadan takip etmen yeterli). Şampanya ikramlı ortamlar senin için bedava.”
5. “İkinci El Lüks (Vintage Hunt)”: “İnternetteki ikinci el platformlarında ‘kutusuz, az kullanılmış’ orijinal lüks aksesuarları kovala. Bir tasarım güneş gözlüğü veya çanta, bütün imajını bir anda ‘pahalı’ gösterir. Sadece doğru parçayı seçmeyi öğren.”
POPÜLER GEYİKLER
Her Yere Ama Her Yere Kafe Açılmasına Haklı Bir İsyan
Kadıköy merkezden girip Suadiye’den çıktığın hatta bir delilik yaşanıyor. Koca semt sanki gizli bir tarikat toplantısında bir araya gelmiş de, “Arkadaşlar Kadıköy’ün acil, ama çok acil bir kahveciye daha ihtiyacı var, ben espresso makinesinin kolunu çekmezsem bu çark dönmez!” diye yemin etmiş.

Mahallede terzi vardı, pantolon paçası kısaltırdık. Gitti. Yerine ne geldi? Kahveci. Ayakkabı tamircisi vardı, topuk çakardık. O da gitti. Yerine ne geldi? Kahveci!
Kardeşim ben paçamı kahveye mi batırayım? Ayakkabımın topuğuna filtre kahve mi süreyim? Caddebostan’dan Suadiye’ye yürü, attığın her adımda bir barista sana latte art yapıyor. Kalp çiziyor köpüğe. Kalbime çiz onu, kira 80 bin TL!
Bir de dönerciler türedi. 100 gram döner 600 lira. Adam danayı kesmiş, şişe dizmiş, karşıma geçmiş gram hesabı yapıyor kuyumcu gibi. “Kaç gram olsun abi?” Kaç gram olsun ne demek, sarrafa mı geldim ben? Bir de işin komiği, Tatar Salim’de porselen tabakta yediğinle köşedeki Barış Büfe’de ayakta, kola kutusunu koyacak yer bulamadan yediğin tombik aynı para!
Dondurmacıları hiç sorma. Pardon, dondurmacı değil, Gelato. Çünkü dondurma dersen 50 lira, gelato dersen 250 lira oluyor, sistem bu. Dükkan limon sarısı, tabela el yazısı, isim İtalyanca, bir top 200 lira. Bir top, tek top!
O sırada Değirmendere’de Öz Serbesler amca üç topu 100 liraya veriyor, süt kokuyor ama olmaz, biz gidip limon yeşili dükkanda “fıstıklı gelato” yiyeceğiz, çünkü Instagram’a Öz Serbesler koyunca olmuyor ![]()
Yeter valla yeter. Bir tane de nalbur açın, bir tane. Vida lazım bana, vida.
Murat Tolga Şen
POPÜLER GEYİKLER
Algoritmaya Yakalanmamak İçin Yeni Bir Dil Doğdu: “Algospeak”
İnternetin ilk yıllarını hatırlayanlar bilir; MSN zamanlarında havalı görünmek için “Selam” yerine “Slm”, “Ne yapıyorsun” yerine “Nbr” yazardık. O zamanlar derdimiz tamamen hız ve ergenlik estetiğiydi. Ancak bugün internette yepyeni bir dil doğuyor ve bu sefer durum keyfi değil, tamamen bir hayatta kalma mücadelesi. Karşımızda insan yöneticiler değil, tek bir kelimenizle erişiminizi sıfırlayabilecek acımasız algoritmalar var.

Sosyal medya platformlarının sansür filtrelerini ve “shadowban” (gizli engel) mekanizmalarını aşmak için geliştirilen bu yeni şifreli dile “Algospeak” deniyor. Yani, algoritma dili.
“Ölmek” Yasak, “Yaşamamaya Başlamak” Serbest!
Özellikle TikTok ve Instagram Reels gibi platformlarda video üretiyorsanız, algoritmanın çok katı kuralları olduğunu bilirsiniz. “Ölüm, intihar, taciz, para, depresyon” gibi hassas kelimeleri videonuzda geçirdiğiniz ya da alt yazıya eklediğiniz an, algoritma videonuzu adeta dijital bir karantinaya alıyor ve kimseye göstermiyor.
Genç içerik üreticileri de çareyi kelimelerin etrafından dolaşmakta buldu. İşte Algospeak sözlüğünden en popüler örnekler:
- Unalive (Canlı olmayan / Yaşatmamak): “Ölmek” veya “öldürmek” (die/kill) kelimeleri yasak olduğu için, gençler artık videolarında “Dün izlediğim filmde ana karakter ‘unalive’ oldu” diyor.
- Seggs veya Spice: Malum hassas kelime yerine kullanılan, kulağa masum gelen alternatifler.
- Le Dollar Bean: “Lesbian” kelimesinin TikTok’un otomatik alt yazı okuma sistemini kandırmak için kullanılan fonetik hali.

- Accountant (Muhasebeci): Sosyal medyada OnlyFans gibi platformlardan gelir elde edenlerin, mesleklerini algoritmadan gizlemek için kullandıkları ortak paravan meslek.
Emojilerin Gizli Ajanlığa Soyunması
Algospeak sadece kelimelerle sınırlı değil. Emojiler de artık ilk yardımdan çok uzakta, bambaşka misyonlar üstleniyor. Bir videonun altında sürekli görüyorsanız, bilin ki orada kovid veya aşı konuşuluyordur. Eğer 🌽 (mısır) emojisi görüyorsanız, kelimenin İngilizce okunuşundaki benzerlikten dolayı müstehcen içerik kastediliyordur.
Yapay zeka milyarlarca dolarlık yatırımlarla insan gibi düşünmeye çalışırken, insanoğlu yapay zekayı delirtmek için 19. yüzyılın şifreli haberleşme yöntemlerine geri dönmüş durumda.
Algoritma bizi gözetliyor ama Türkçe argoyu henüz tam çözemedi…
Küresel çapta “Algospeak” bu kadar İngilizce odaklı ilerlerken, bizim içerik üreticilerinin işi biraz daha kolay. Türkçenin kıvrak zekası, mecazları ve kelime oyunları karşısında Silikon Vadisi’nin yapay zekası henüz tam olarak ne yapacağını bilemiyor. Bizde sansürden kaçmak için kelimeyi değiştirmeye gerek yok; bir kelimeyi 15 farklı ironik tonda söyleyebilen bir milletiz sonuçta.
Kapitalizmin Yarattığı “Yeni Nesil Distopya”
İşin geyik kısmı bir yana, uzmanlar bu durumu “dijital bir distopya” olarak nitelendiriyor. İfade özgürlüğünün, dev teknoloji şirketlerinin yazdığı kod satırlarına takılmaması için genç nesil kendi dilini sıfırdan inşa ediyor.
Günün sonunda, gelecekte torunlarımızla konuşurken “Evladım dün sokakta yürürken az kalsın araba çarpıyordu, ‘unalive’ olacaktım” dersek şaşırmayın. Çünkü algoritmalar bizi sadece izlemiyor, artık nasıl konuşmamız gerektiğini de dikte ediyor.
-
MÜZİK1 yıl ago
Instagram Reels’te En Çok Kullanılan 20 Şarkı
-
POPÜLER GEYİKLER1 yıl agoKanada’ya Yerleşen İzmirli’nin Günlüğü
-
KÜLTÜR4 ay ago
Doğru Bildiğimiz Ama Tamamen Yanlış Olan 15 Bilimsel Yanılgı
-
İLİŞKİ REHBERİ4 ay ago
Bir İlişkide ‘Red Flag’ Olan 12 İnce Detay
-
GİRİŞİMCİLİK4 ay ago
Girişimciliğin Kalbi İTÜ Girişimcilik Etkinliği Future Days ’26 ile Atıyor
-
DİZİ - FİLM4 ay ago
Beyin Yakan 10 Kült Film
-
DİZİ - FİLM4 ay ago
Hangi Popüler Dizi Karakteri Senin Gizli İkizin?
-
SEYAHAT4 ay ago
Tatilinizi Ucuza Getirecek En İyi Mil Kartları
