Connect with us

KÜLTÜR

600 Yıldır Kimsenin Okuyamadığı Kitap: Voynich

Published

on

Dünya üzerinde binlerce dil, on binlerce şifre ve sayısız gizemli metin var. Ancak biri var ki, yaklaşık 600 yıldır insanlığın zekasıyla resmen alay ediyor. Ne yapay zekalar, ne İkinci Dünya Savaşı’nın dahi kod kırıcıları, ne de hayatını bu işe adamış dil bilimciler tek bir kelimesini bile anlamlı bir cümleye dökebildi.

Karşınızda; Yale Üniversitesi’nin tozlu raflarında (Beinecke Nadir Kitaplar Kütüphanesi) MS 408 demirbaş numarasıyla saklanan, dünyanın en gizemli kitabı: Voynich El Yazması.


600 Yıllık Bir Bilmece: Voynich El Yazması ve Çözülemeyen “Uzaylı” Dili

Eğer Dan Brown bir kitap yazsaydı ve bu kitabın içine dünyanın en içinden çıkılmaz gizemini koysaydı, muhtemelen Voynich El Yazması’nı anlatırdı. Ancak bu kitap kurgu değil; dokunabileceğiniz (tabii Yale izin verirse), sayfalarını çevirebileceğiniz kadar gerçek.

Peki, bu 240 sayfalık parşömen yığınını bu kadar özel kılan ne? Neden binlerce insan bu kitabın şifresini çözmek için ömrünü harcıyor? Gelin, tarihin en büyük “troll” vakası mı yoksa başka bir dünyadan gelen bir mesaj mı olduğuna birlikte karar verelim.

1. Tesadüfen Gelen Şöhret: Wilfrid Voynich’in Keşfi

Kitap, adını onu 1912 yılında İtalya’daki bir Cizvit kolejinde (Villa Mondragone) bulan Polonyalı sahaf Wilfrid Voynich’ten alır. Voynich, bu garip kitabı bulduğunda içinde ne yazdığını hemen anlayabileceğini sanmıştı. Ancak yanılıyordu. Kitabın ilk sayfasına eklenmiş bir mektuba göre, kitap bir zamanlar Kutsal Roma İmparatoru II. Rudolf’a 600 altın duka karşılığında satılmıştı. Yani o dönemde bile bu kitap “çok değerli ve gizemli” bir parça olarak görülüyordu.

2. Kitabın Anatomisi: Neler Görüyoruz?

Voynich El Yazması sadece bir yazı dizisinden ibaret değil. Kitabı asıl ilginç (ve ürkütücü) kılan içindeki çizimler. Kitap genel olarak beş ana bölüme ayrılmış gibi görünüyor:

Bitkisel Bölüm (Botanik)

Sayfalarda yüzlerce bitki çizimi var. Ancak bir sorun var: Bu bitkilerin hiçbiri dünyada yaşamıyor. Çizimler o kadar detaylı ki, kökünden yaprağına kadar her şey profesyonelce duruyor ama botanikçiler bu bitkilerin “birkaç farklı bitkinin birleşimi gibi” göründüğünü söylüyor. Frankenstein’ın bitkileri gibi düşünebilirsiniz.

Astronomik Bölüm

Gökyüzü haritaları, güneş, ay ve o dönem bilinen burçların (Koç, Boğa vb.) sembolleri var. Ancak bu haritaların hiçbiri bizim bildiğimiz gökyüzü düzenine tam olarak uymuyor.

Biyolojik Bölüm (En Garip Kısım)

İşte burası tam bir “The Geyik” konusu! Bu bölümde, garip yeşil bir sıvı ile dolu boruların, kanalların ve havuzların içinde banyo yapan minyatür çıplak kadın çizimleri var. Bu havuzlar sanki vücudun iç organlarını temsil ediyor gibi duruyor. Bazı araştırmacılar bunun Orta Çağ’daki bir jinekoloji veya sağlık rehberi olduğunu iddia etse de, çizimler daha çok bir bilim kurgu filmi setini andırıyor.

Farmakolojik ve Reçeteler Bölümü

Çeşitli bitki kökleri, kavanozlar ve ne olduğu anlaşılamayan kısa paragrafçıklar… Muhtemelen ilaç yapımı anlatılıyor ama hangi malzemeyle?

3. “Voynichçe”: Kimsenin Konuşmadığı Dil

Kitabın metni, soldan sağa doğru yazılmış ve hiçbir noktalama işareti içermiyor. Harfler daha önce hiç görülmemiş bir alfabeye ait. Dil bilimciler bu dili incelediğinde çok garip bir sonuca ulaştılar: Bu bir dil gibi davranıyor ama bir dil değil.

Zipf Yasası denilen bir dilsel istatistiğe göre, Voynich El Yazması’ndaki kelime tekrarları ve frekansları doğal dillerle (İngilizce, Türkçe, Latince) örtüşüyor. Yani bu rastgele karalanmış harflerden oluşmuyor; arkasında bir zeka ve yapı var. Ancak yapılan tüm kriptografik analizler (şifre çözme yöntemleri) sonuçsuz kaldı. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanların meşhur “Enigma” şifresini kıran dahiler bile bu kitabın karşısında havlu attı.

4. En Popüler Teoriler: Bu Kitap Ne?

Voynich hakkında o kadar çok teori var ki, en mantıklısından en çılgınına bir liste yapalım:

  • Zeki Bir Sahtekarlık: Bazı tarihçiler, kitabın II. Rudolf gibi zengin imparatorları dolandırmak için o dönemin “trol”leri tarafından hazırlandığını savunuyor. “Bakın size uzaydan/doğudan/antik çağdan kitap getirdim” diyerek altınları cebe indirmek için uydurulmuş anlamsız bir kitap olabilir mi?
  • Kayıp Bir Dil: Bazı araştırmacılar, kitabın Avrupa’da artık konuşulmayan, yazı sistemi unutulmuş bir arkaik dilde (belki de eski bir Meksika dili veya proto-Romen dili) yazıldığını düşünüyor.
  • Şifrelenmiş Notlar: Roger Bacon veya John Dee gibi ünlü simyacıların, engizisyondan korktukları için keşiflerini bu kadar ağır bir şifreyle gizledikleri teorisi de oldukça popüler.
  • Yapay Zeka Denemesi: 2018 yılında Kanadalı bilgisayar bilimcileri yapay zeka kullanarak metnin “İbranice” kökenli olduğunu iddia etseler de, diğer uzmanlar bu analizin hatalı olduğunu kanıtladı. Voynich, yapay zekayı bile “trolledi.”
Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GİRİŞİMCİLİK

Tek Bir Yanlış Kararla Milyarlarca Dolar Kaybeden 6 Şanssız Girişimci

Published

on

Hayatta hepimiz yanlış kararlar veririz. Bazen yanlış otobüse bineriz, bazen yanlış yemeği sipariş ederiz. Ama bazı insanlar vardır ki, verdikleri tek bir anlık karar sadece kendi hayatlarını değil, dünya ekonomi tarihini değiştirdi.

Bugün, “Keşke o sabah yataktan hiç kalkmasaydım” diye her gün dizlerini döven, tek bir basiretsizlik veya aşırı özgüven yüzünden milyarlarca doları ellerinin arasından kaçıran 6 şanssız girişimciye ve vizyoner (!) kararlarına bakıyoruz. Kemerlerinizi bağlayın, bu liste içinizi sızlatacak!

1. Dünyanın En Pahalı “Hayır” Cevabı: Ronald Wayne (Apple)

Herkes Apple’ın arkasında Steve Jobs ve Steve Wozniak olduğunu bilir. Ama aslında Apple kurulurken orada üçüncü bir ortak daha vardı: Ronald Wayne. Şirketin ilk logosunu çizen ve üçlü ortaklık sözleşmesini yazan kişi oydu. Wayne’in şirkette tam %10 hissesi bulunuyordu.

  • O Yanlış Karar: Şirket kurulduktan tam 12 gün sonra Wayne, Jobs ve Wozniak’ın çılgın harcamalarından ve borç risklerinden korktu. “Bu iş tutmaz, başıma iş açılmasın” diyerek %10 hissesini sadece 800 dolara devredip ortaklıktan ayrıldı.
  • Kaçan Milyarlar: Bugün Apple’ın %10 hissesinin değeri 300 milyar doların üzerinde. Evet, Ronald Wayne bugün dünyanın en zengin insanı olabilirdi, ama o 800 doları seçti.

2. Arama Motorunu Küçümsemenin Bedeli: George Bell (Excite)

1999 yılındasınız. İnternet dünyasının kralı sizin yönettiğiniz Excite isimli arama motoru. Bir gün ofisinize iki genç üniversite öğrencisi geliyor. Ellerinde henüz kimsenin adını duymadığı, arama sonuçlarını harika getiren küçücük bir proje var. Bu gençlerin adı Larry Page ve Sergey Brin. Projenin adı ise: Google.

  • O Yanlış Karar: İki genç, Excite’ın CEO’su George Bell’e gelip “Google’ı size 1 milyon dolara satalım” dediler. Bell bu fiyatı çok pahalı buldu. Gençler satmak için fiyatı 750.000 dolara kadar indirdi. Bell, “Bu arama motoru bizimkinden daha fazla trafik çekerse kullanıcılar sitemizde az kalır, reklam satamayız” mantığıyla teklifi reddetti.
  • Kaçan Milyarlar: Google bugün 2 trilyon doları aşan bir dev. Excite ise internet tarihinin tozlu sayfalarında yok oldu gitti.

3. “Harry Potter mı? Çocuklar Bunu Okumaz”: 12 Farklı Yayınevi

J.K. Rowling, evinin buz gibi odasında, sosyal yardım parasıyla geçinmeye çalışırken kafasındaki büyücü çocuğun hikayesini daktiloyla kağıda döküyordu. Kitabın ilk taslağını tamamladığında önünde aşması gereken devasa bir yayıncılık dünyası vardı.

  • O Yanlış Karar: Rowling, Harry Potter ve Felsefe Taşı kitabının taslağını tam 12 farklı büyük yayınevine gönderdi. Editörlerin hepsi ortak bir kararla içeriği “aşırı uzun, sıkıcı ve çocukların ilgisini çekmeyecek kadar karmaşık” buldu ve reddetti. Hatta bir editör Rowling’e “Çocuk kitaplarında para yok, kendine düzgün bir iş bul” tavsiyesi verdi.
  • Kaçan Milyarlar: 13. yayınevi (Bloomsbury) başkanının 8 yaşındaki kızı kitabı okuyup bayılınca neredeyse acıyarak telif hakkını satın aldı. Bugün Harry Potter markasının toplam değeri (kitaplar, filmler, oyuncaklar, temalı parklar) 25 milyar doların üzerinde. O 12 yayınevi editörü şu an hangi sektörde, gerçekten merak konusu.

4. 15 Milyar Dolarlık Bitcoin’i Çöpe Atmak: James Howells

Listemizin en fiziksel ve en dramatik hatası bir IT işçisi olan James Howells’a ait. Kripto paraların henüz bilgisayar meraklıları arasında bir oyun olduğu 2009 yılında, James kendi bilgisayarında tam 7.500 adet Bitcoin madenciliği yaptı ve bunları bir sabit diskte (hard disk) sakladı.

  • O Yanlış Karar: 2013 yılında evini temizlerken, çekmecesinde duran birbirinin aynısı iki sabit diskten içi boş olanı çöpe atmak istedi. Ancak dalgınlıkla içinde 7.500 Bitcoin bulunan diski çöpe fırlattı. Hatasını fark ettiğinde ise çöp kamyonu mahalleyi çoktan terk etmişti.
  • Kaçan Milyarlar: James’in diski şu an Galler’deki devasa bir belediye çöplüğünün altında, metrelerce çöpün altında yatıyor. Bitcoin’in zirve dönemlerinde bu diskin değeri yarım milyar dolara (yaklaşık 15 milyar TL) ulaştı. James yıllardır belediyeden çöplüğü kazmak için izin almaya çalışıyor ama ekolojik nedenlerle izin verilmiyor. Tam bir modern Define Adası hikayesi.

5. “Kiralama Dönemi Bitti” Diyen Dev: John Antioco (Blockbuster)

2000’lerin başına kadar cuma akşamlarının en büyük aktivitesi, mahalledeki Blockbuster mağazasına gidip VHS kaset veya DVD kiralamaktı. Sektörün mutlak hakimi onlardı. Tam o dönemde, posta yoluyla DVD kiralayan ve yeni yeni dijitalleşmeye çalışan küçük bir girişim kapılarını çaldı. Bu şirketin adı Netflix‘ti.

  • O Yanlış Karar: Netflix’in kurucusu Reed Hastings, Blockbuster CEO’su John Antioco’nun odasına girdi ve “Bizi 50 milyon dolara satın alın, sizin internet kolunuz olalım” dedi. Antioco, Hastings’in yüzüne karşı güldü ve bu iş modelinin tamamen “saçmalık” olduğunu söyleyerek adamları odadan kovdu.
  • Kaçan Milyarlar: Netflix internet üzerinden yayıncılığa geçerek dünyayı ele geçirdi. Blockbuster ise iflas etti ve şu an dünyada sadece reklam amaçlı açık bırakılan tek bir şubesi var.

6. Kendi İcadıyla Rakiplerini Zengin Eden Şirket: Kodak

1970’li ve 80’li yıllarda fotoğrafçılık demek Kodak demekti. Şirket o kadar büyüktü ki, sektörde tekel konumundaydı. Hatta 1975 yılında Kodak mühendislerinden Steven Sasson, laboratuvarda çalışırken devrimsel bir şey icat etti: Dünyanın ilk dijital kamerasını.

  • O Yanlış Karar: Mühendis Sasson, bu kaset boyutundaki ekransız dijital kamerayı gururla şirketin üst yönetimine sundu. Yönetim kurulunun cevabı ise tarihe geçti: “Çok güzel bir oyuncak ama bunu sakın kimseye gösterme. Biz film ve banyo solüsyonu satarak milyarlar kazanıyoruz. Dijital işi bizim film satışlarımızı baltalar.” İcadı hasıraltı ettiler.
  • Kaçan Milyarlar: Kodak dijital çağı reddedip film satmaya devam etmek istedi. Ancak Sony, Canon ve akıllı telefonlar dünyayı sarınca Kodak 2012 yılında resmen iflasını istedi. Kendi icat ettikleri teknoloji, kendi sonlarını hazırladı.
Continue Reading

KÜLTÜR

Güney Kore’de Gençlerin Yeni Çılgınlığı “Dopamin Siteleri”

Published

on

Güney Kore, tuhaf trendlerine bir yenisini daha ekledi. Ülkede son dönemde genç kuşak arasında hızla yayılan yeni bir çılgınlık var: Dopamin Siteleri (Dopamine Sites). İşin en garip kısmı ise bu sitelerin aslında tamamen sahte olması. Evet, yanlış duymadınız. Sitede geziyor, sepeti lüks kıyafetlerle, pahalı teknolojik aletlerle veya canınızın çektiği yemeklerle dolduruyor, sipariş veriyor ve hatta “kargo takip numarasıyla” kargonuzu anlık olarak izliyorsunuz. Ancak günün sonunda kapınıza ne bir kargo geliyor ne de kartınızdan tek bir kuruş eksiliyor.

Alışveriş Bağımlılığına Bedava Çözüm: “Sadece Sepete Ekleme Hazzı”

Peki, insanlar neden hiçbir şey satın alamayacakları sahte e-ticaret sitelerinde saatlerini harcıyor? Yanıt psikolojide gizli. Uzmanlara göre, bir şeyi satın alırken yaşadığımız o tatlı heyecan ve dopamin patlaması, aslında ürün kapımıza geldiğinde değil, “o ürünü bulup sepete eklediğimiz ve ödeme tuşuna bastığımız” o saniyelerde zirve yapıyor.

Güney Koreli gençler de ekonomik durgunluk, gelecek kaygısı ve tükenmişlik (burnout) sendromuyla baş etmek için bu yöntemi bulmuş. Gerçek hayatta paralarının yetmeyeceği lüks bir hayatı, bu simülasyon sitelerinde “satın alarak” beyinlerine sahte bir mutluluk hormonu salgılatıyorlar. Yani bir nevi “meteliksiz zenginlik simülasyonu”.

“Kargom nerede?” heyecanını yaşamak bedava! Siteler o kadar detaylı tasarlanmış ki, sahte kuryenin haritada hangi sokakta olduğunu izlemek bile mümkün. Amaç tamamen sıfır maliyetle, beynin ödül mekanizmasını tetiklemek.

“Yiyemiyorsan Mukbang İzle, Alamıyorsan Sepete At”

Sosyologlar bu durumu, yine Güney Kore’den dünyaya yayılan ve insanların devasa porsiyonlar yiyen kişileri izlediği “Mukbang” çılgınlığına benzetiyor. Nasıl ki Mukbang izlemek insanın yeme isteğini dolaylı yoldan tatmin ediyorsa, dopamin siteleri de gençlerin tüketim açlığını cüzdanı boşaltmadan yatıştırıyor.

Sosyal medyada (özellikle X ve Reddit’te) hızla viral olan bu trend, kapitalizmin geldiği son noktayı gözler önüne seriyor: “Hiçbir şeye sahip olma ama yine de mutlu ol.”

Bakalım bu trend ülkemize ne zaman sıçrayacak? Zira mevcut ekonomik şartlarda, maaşı teslim etmeden “sepeti doldurup kargo bekleme simülasyonu” pek çoğumuzun favori aktivitesi olmaya aday gibi görünüyor.

Continue Reading

KÜLTÜR

“Bunu Biliyor Muydunuz?” Diyeceğiniz 7 İlginç Bilgi

Published

on

Bazen hayatın sadece işten, güçten ve ekran başında geçmediğini hatırlamak gerekir. İşte arkadaşlarınızla kahve içerken veya akşam yemeğinde ortamın havasını bir anda değiştirecek, duyduğunuzda “Hadi be!” diyeceğiniz o bilgiler:

1. İsveç’teki “Kayıp Şeyler” Cenneti

İsveç’te o kadar çok şey kaybediliyor ki, sadece metro hatlarında bulunan eşyalar için devasa bir açık artırma sistemi var. Sadece bir yıl içinde unutulan şemsiye sayısıyla küçük bir orduyu koruma altına alabilirsiniz!

2. Kalp Kırmayan Bir Gerçek: İneklerin Kankası Var

Yapılan araştırmalar, ineklerin de tıpkı insanlar gibi “en yakın arkadaşları” olduğunu kanıtlıyor. Eğer bir ineğin en yakın arkadaşından uzaklaştırırsanız, kalp atış hızının belirgin şekilde yükseldiğini ve stres seviyesinin arttığını görebilirsiniz. Sürü psikolojisi değil, bildiğin kankalık!

3. Mars’ta Gün Batımı Mavi Olur

Dünya’da gün batımı kızıl ve turuncu tonlarında olsa da, Mars’ın ince atmosferi nedeniyle gün batımı mavi renkte gerçekleşir. Eğer bir gün Mars’ta bir “chill” videosu çekerseniz, arka planınızın maviliğine herkes hayran kalacak.

4. Bal Asla Bozulmaz

Arkeologlar Antik Mısır mezarlarını açtıklarında 3.000 yıllık bal kavanozları buldular. Ve işin en ilginç yanı ne biliyor musunuz? O bal hala yenilebilecek durumda! Doğanın en büyük ölümsüzlük iksiri muhtemelen mutfağınızdaki o küçük kavanozda duruyor.

5. Denizyıldızlarının Beyni Yoktur

Denizyıldızları karmaşık hareketler sergileyebilir, avlanabilir ve hayatta kalabilirler; ancak herhangi bir merkezi beyin sistemine sahip değillerdir. Yani bazen hepimizin denizyıldızı gibi hissettiği o günler aslında biyolojik olarak bir haklılık payı taşıyor olabilir!

6. Dünyanın En Kısa Savaşı: 38 Dakika

1896 yılında İngiltere ve Zanzibar arasında gerçekleşen savaş tam 38 dakika sürdü. Evet, kahvenizi yapıp içene kadar koca bir savaş bitti. Tarihin en kısa süren, en “aceleci” savaşı olarak kayıtlara geçti.

7. Yunuslar Birbirlerine İsimle Hitap Ederler

Yunusların birbirlerini tanımak için kullandıkları “ıslık” seslerinin aslında isim işlevi gördüğünü biliyor muydunuz? Yani bir yunus başka bir yunusu çağırdığında, ona “hey, sen!” demiyor; bildiğin ismiyle hitap ediyor.

Siz bu bilgilerden hangisine daha çok şaşırdınız? Yorumlarda buluşalım, belki sizin de bildiğiniz efsane bilgiler vardır!

Continue Reading

Trending

Copyright © 2014 - 2026 TheGeyik.com