Connect with us

SANAT

TEGV’e Bağışla Taçlanan Sergi: Kayıp Ayrıntılar

Published

on

Maylo, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ile 15 yıldır sürdürdüğü iş birliğini bu yıl da sanatla taçlandırıyor. Fotoğraf sanatçıları Hakan Kürklü ve Yılmaz Bulut’un çalışmalarından oluşan ve 10 Mayıs’ta Galeri FE’de açılacak olan “Kayıp Ayrıntılar” sergisinden elde edilen gelir, çocukların nitelikli eğitime erişimi için kullanılacak. Sergi, üçüncü kez Maylo sponsorluğunda gerçekleşecek.

Bir Lila Kağıt markası olan Maylo, toplumsal fayda yaratan projelere verdiği destekle, sanatı ve eğitimi bir araya getiriyor. 15 yıldır TEGV ile iş birliğini sürdüren Maylo, geleneksel hale gelen ve geliri bu sene de TEGV’e bağışlanacak sergiyle çocukların nitelikli eğitime erişimine katkıda bulunuyor.

Fotoğraf sanatçıları Hakan Kürklü ve Yılmaz Bulut’un çalışmalarından oluşan ve 30’dan fazla eserin yer aldığı “Kayıp Ayrıntılar” sergisi, izleyiciyi şehir hayatının içinde saklı kalan ve çoğu zaman fark edilmeyen ayrıntılara odaklanmaya davet ederken, alışkanlıkların gölgesinde kalan kent izlerini yeniden fark etmeye çağırıyor. 10 Mayıs 2025 Cumartesi günü saat 16.00’da Kadıköy’de bulunan Galeri FE’de açılışı yapılacak olan “Kayıp Ayrıntılar” sergisine tüm sanatseverler bekleniyor.  Kentsel hafıza ve kişisel bakış arasında görsel bir köprü kuran sergi, 20 Mayıs 2025 Salı gününe kadar ziyarete açık olacak.

Maylo’dan yıl boyu sürecek katkı

Maylo’nun TEGV ile iş birliği yalnızca bu sergiyle sınırlı kalmıyor. Bugüne dek 20 bini aşkın çocuğun eğitimine katkı sunan marka, sosyal sorumluluk vizyonunu her geçen yıl daha da güçlendiriyor. “Kayıp Ayrıntılar” sergisinden elde edilen gelirin yanında, 2025 yılı boyunca tüm Maylo ürünlerinden elde edilen gelirin bir bölümü de 2010 yılından beri olduğu gibi yine TEGV’e bağışlanacak. 

Sanatın öğreticiliğini çocukların hayal gücüyle birleştiren Maylo, TEGV ile 14 yıldır devam eden iş birliğini geçtiğimiz yıl bir adım öteye taşıyıp TEGV çatısı altındaki Düşler Atölyesi’ni sahiplenerek çocukların eğitim yolculuklarına ilham katmak için “Düşleyecek Büyüyecek” projesini hayata geçirmişti. Maylo, projeyi bu yıl da aynı heyecan ve kararlılıkla desteklemeye devam ediyor.

Maylo Hakkında:

Bir Lila Kağıt markası olan Maylo; yenilikçi, kolay kullanım sağlayan pratik ürünleriyle iyi kaliteyi uygun fiyata almak isteyen tüketicilerin sevdiği temizlik kâğıdı markasıdır. Türkiye’de ilk kez DEV ürün konseptini ve Puf mendil ürünlerini tüketici ile buluşturan Maylo, 2008’den bugüne geniş bir ürün portföyü sunmaya devam etmektedir. Maylo, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ile kâğıt sektöründe imza attığı ilk sosyal sorumluluk projesi kapsamında, 2010’dan bu yana ürünlerin satışından elde edilen gelirin bir kısmını TEGV’e bağışlamaktadır. Bugüne kadar 20 binden fazla çocuğunun eğitimine destek olan Maylo, Düşleyecek Büyüyecek projesi başta olmak üzere sosyal sorumluluk alanında attığı birçok adımla daha fazla çocuğun eğitimine eğitimine katkıda bulunmayı hedefliyor.

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) hakkında:

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), başta Suna Kıraç olmak üzere, eğitimin her şeyin başı olduğuna yürekten inanan bir grup sanayici, yönetici ve akademisyenin girişimi ile devlet tarafından verilen temel eğitime destek olmak amacıyla 23 Ocak 1995 tarihinde kuruldu. İlköğretim çağındaki çocuklara okul dışı saatlerde ücretsiz eğitim desteği vermeye odaklanan TEGV, yıllar içinde Türkiye’nin eğitim alanında faaliyet gösteren en yaygın sivil toplum kuruluşu oldu. TEGV 2009 yılında Bakanlar Kurulu tarafından “izin almadan yardım toplama” hakkına sahip vakıflardan biri olarak tanındı. Vakıf Türkiye genelinde halen 27 ilde 6 Eğitim Parkı, 42 Öğrenim Birimi ve 24 Ateşböceği ile toplam 72 etkinlik noktasında çocuklara nitelikli eğitim desteği vermeye devam ediyor. https://tegv.org/

  • *Reklam Bültenidir…
Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KÜLTÜR

Kendi Portresini Çizen Dünyaca Ünlü 14 Ressam

Published

on

Sanat tarihinde birçok ressam, kendini dış dünyaya anlatmanın en etkili yolunu buldu: otoportre. Sadece yüzünü değil, ruhunu da tuvale aktaran bu sanatçılar, bizlere zamanın ruhunu, kendi psikolojik durumlarını ve yaşadıkları dönemin sanat anlayışını gözler önüne serdi. Bugün hâlâ müzelerde hayranlıkla izlediğimiz bu eserler, adeta ressamların iç dünyasına açılan bir pencere gibi.

Bu yazıda, dünyaca ünlü 14 ressamın hem hayat hikâyesinden kısa notlara hem de çarpıcı otoportrelerine göz atacağız. Hazırsan, sanatla dolu bir yolculuğa çıkıyoruz.


1. Frida Kahlo (1907–1954) – Acının ve Gücün Yüzü

Meksikalı sanatçı Frida Kahlo, otoportre konusunda neredeyse bir ikon. Hayatındaki fiziksel ve duygusal acıları, tuvaline o kadar dürüst ve çarpıcı şekilde yansıttı ki; bugün onun portreleri sadece sanat eseri değil, bir direniş simgesi.

👉 En bilinen otoportresi: “The Two Fridas” – biri beyaz elbiseli güçlü kadın, diğeri kalbi kırık bir Frida. Kendi içindeki iki kadını resmetmişti.


2. Vincent van Gogh (1853–1890) – Dalgın Bakışların Efendisi

Hollandalı ressam Van Gogh, hayatı boyunca yaptığı 43 otoportreyle rekor sayılabilecek bir sayıya ulaştı. Parası olmadığı için modellik yapacak kişileri tutamıyor, bu yüzden kendini resmediyordu.

👉 En meşhur otoportresi: “Bandajlı Kulakla Otoportre” – akıl sağlığıyla mücadelesini resmettiği eser.


3. Rembrandt van Rijn (1606–1669) – Barok Dönemin Ayna Tutucusu

Rembrandt, otoportreyi ustalıkla kullanan ilk büyük ressamlardan biridir. Gençlikten yaşlılığa kadar hayatını belgeleyen 90’dan fazla otoportresi bulunur. Bu eserlerdeki mimik detayları, teknik yetkinliğiyle birleşince gerçek anlamda büyüleyici sonuçlar ortaya çıkmıştır.


4. Egon Schiele (1890–1918) – Çarpık Ruhların Ressamı

Avusturyalı Egon Schiele’nin otoportreleri, rahatsız edici derecede açık ve çarpıktır. Vücudunu bazen çıplak, bazen sakat gibi gösterdiği tabloları, insanın iç dünyasındaki kırılganlığı gözler önüne serer.


5. Albrecht Dürer (1471–1528) – Rönesansın Selfie Ustası

Dürer, dönemine göre oldukça detaylı otoportreler yapmış, kendisini neredeyse bir Hristiyan ikonografisinde gibi resmetmiştir. 1500 yılında yaptığı ünlü otoportresi, uzun saçlı ve ciddi bakışlı haliyle İsa’ya benzetilir.


6. Gustave Courbet (1819–1877) – Realizmin Asi Yüzü

“Sanatçı, yaşadığı çağı anlatmalı” diyen Courbet, kendi portrelerinde abartıdan uzak, gerçekçi bir yüz ifadesiyle çıkar karşımıza. “Desperate Man” (Umutsuz Adam) adlı otoportresi, bakışı ve dramatik atmosferiyle unutulmazdır.


7. Pablo Picasso (1881–1973) – Tarzın Evrimi

Picasso’nun otoportreleri, sanatındaki geçirdiği evrimi doğrudan yansıtır. Gençliğinde klasik çizimlerle başlayan otoportreleri, zamanla kübist çizgilere ve soyut yüzlere dönüşmüştür.

👉 Özellikle 1907 sonrası çizdiği kendini betimleyen figürler, “Ben bile artık kendimi tanımıyorum” dedirtir.


8. Lucian Freud (1922–2011) – Duygusal Soyunmuşluk

Sigmund Freud’un torunu olan Lucian Freud, otoportrelerinde kendini acımasızca dürüst bir şekilde resmetti. Kırışıklıklar, kilolar, hatta yaşlılığın etkileri… Her şey fırçasında olduğu gibi yer aldı. Photoshop’suz gerçeklik.


9. Andy Warhol (1928–1987) – Pop Art’ın Narsisti

Warhol, kameraları seven bir sanatçıydı. Otoportreleri, genellikle parlak renkli, grafik tasarıma yakın çalışmalardı. Kendi yüzünü marka haline getirmesi, onun “ünlü olmanın sanatı” fikrini en iyi şekilde anlatır.


10. Chuck Close (1940–2021) – Pikselin Ressamı

Foto-gerçekçilik akımının önemli ismi Chuck Close, yüzleri binlerce küçük geometrik desenle tuvale taşıdı. Kendi yüzünü de bu şekilde defalarca resmetti. Uzaktan bakıldığında net bir portre, yaklaştıkça soyut detaylar…


11. Amrita Sher-Gil (1913–1941) – Hindistan’ın Frida’sı

Hintli-Macar ressam Amrita Sher-Gil, Batı teknikleriyle Doğu’yu anlatan ilk kadın sanatçılardan biri. Otoportrelerinde hem kültürel kimliğini hem kadın olmanın ağırlığını işlemişti.


12. Jean-Michel Basquiat (1960–1988) – Asi Ruhun İsyanı

Sokaktan gelen bu enerjik sanatçı, otoportrelerinde çarpıcı renkler ve kaotik yapılarla kendini anlattı. Picasso’nun “deliliği” varsa, Basquiat’ta da “aykırılığı” var. Kafatası motifleriyle yaptığı otoportreler, genç yaşta ölen sanatçının iç isyanlarını gösteriyor.


13. Käthe Kollwitz (1867–1945) – Acının Kadın Sesi

Alman ekspresyonist Kollwitz, savaşın ve yoksulluğun kadınlar üzerindeki etkilerini en iyi anlatan sanatçılardandır. Otoportrelerinde güçlü ama yorgun kadın figürleri öne çıkar. Genellikle karakalem çalışmalarıyla bilinir.


14. Claude Cahun (1894–1954) – Kimlik Sorgusunun Sanat Hali

Cinsiyet kimliğiyle oynayan ve “ben” kavramını sürekli sorgulayan Claude Cahun, otoportreleriyle toplumsal cinsiyet rollerine meydan okudu. Bazen kadın, bazen androjen figürler olarak resmettiği kendisi, günümüz queer sanatının öncülerindendir.

Continue Reading

Trending

Copyright © 2014 - 2026 TheGeyik.com