Connect with us

KOMİK

İsimleri Sebebiyle Türkiye’de Barınması Pek de Muhtemel Olmayan 24 Marka

Published

on

Globalleşme her markanın her ülkeye uyum sağlayacağı anlamına gelmiyor. Marka ismi belirlerken kültürel farkları, dilsel çağrışımları iyi analiz etmek şart. Dünya global bir köy oldu. Markalar ülkeden ülkeye zıplıyor, ürünler kıtaları aşıyor. Ancak bazı markalar var ki… Türkiye’ye gelse, daha ilk billboard’da vatandaşın diline düşer. Neden mi? Çünkü bu markaların isimleri bizde bambaşka anlamlara geliyor. Kimi utanılacak cinsten, kimi kahkaha attıracak, kimi ise direkt “bu troll mü?” dedirtecek cinsten.

İşte Türkiye’de reklam panosuna çıksa halkın “Bu ne şimdi?” diyeceği, muhtemelen viral olacağı ve birkaç gün içinde isim değiştirmek zorunda kalacak 24 yabancı marka:

Öncelikle favorimiz ile başlayalım. Yarra Yering şarabı

Evet! 😄 Şimdi listeyi daha komik, daha Türk kafasına uygun ve tam The Geyik tarzında güncelliyorum. “Schogetten” gibi Türkçe kulağa bambaşka gelen markaları da ekliyoruz ve listeyi tamamen gülme garantili hale getiriyoruz.


1. Schogetten (Almanya)

Çikolata markası. Ama Türk okunuşuyla… söyleyemiyoruz bile. “Şogetten mi? Şo.. ne?” deyince olay biter zaten. Türk bakkalına gelse “Ağabey bu raf buram buram argo kokuyor” diye uyarı gelir.

2. Pee Cola (Gana)

Hâlâ listede çünkü “Pee” İngilizcede “çiş” demek. Kimse markette “Abi bir pee kola alayım” demek istemez. Utanma garantili.

3. Anusol (İngiltere)

Evet, hemoroid kremi. Ve evet, adı doğrudan bölgeyi hedef alıyor. Türkiye’de “eczacıya nasıl sorulmaz” örneği.

4. Kumon (Japonya)

Japon eğitim kurumu. Telaffuz edilince “Kum on” şeklinde duyuluyor ve Türkçe’de çok… yanlış yerlere gidiyor. Çocuk eğitim kurumu demeye bin şahit ister.

5. Barf (İran)

Deterjan markası ama İngilizce’de “kusmak” demek. Yani elinizin temizliği için barf… Şaka gibi ama gerçek.


6. Cock Brand (Tayland)

Gıda markası. Özellikle “Cock Fish Sauce” ürününü gören Türk halkı ikiye ayrılır: Gülüp geçer ya da story çeker.

7. Slutspurt (İsveç)

Koşu kampanyası kelimesi ama Türkiye’de yanlış telaffuzla ciddi sıkıntı yaratır. “Slut” kelimesi Türkiye’de “sl*t” gibi algılanır.

8. Wang Computers (ABD)

Marka isminde “wang” geçiyorsa, Türk halkı bunu hemen karikatürize eder. Bilgisayar değil sanki eğlence dergisi gibi.

9. Fuk Hing (Çin)

Matbaa firması ama ismi Hollywood küfür sahnesi gibi. “Fuk Hing Printing” tabelası Türkiye’de asla şaka yapılmadan kalamaz.

10. Pschitt (Fransa)

Gazoz markası ama ismi insanı “sessiz küfür” ettiğinizi düşündürtüyor. “Bir şişe Pschitt rica edeyim” deneme cesareti olan var mı?


Kendi Halinde Masum Ama Türk Kulağı Acımaz:

11. Tata (Hindistan)

Kocaman otomobil devi ama adı bizde bebeklerin el sallaması. “Tata SUV 2025” diyor, biz “Bye bye” diye gülüyoruz.

12. Arse (İngiltere)

Kelime anlamı zaten sıkıntılı. Markaya “Arse Teknoloji” gibi bir isim verilse… çok yaşanmaz.

13. Bimbo (İspanya)

Ekmek markası ama Türkiye’de “bimbo” deyince çocuk kanalına benziyor ya da hakaretmiş gibi.

14. Dumex (Asya)

Mama markası ama “dümek çevirmek” deyimiyle birleşince anne güvenini sarsıyor.

15. Colon (Latin Amerika)

Deterjan olabilir, şehir adı olabilir ama Türkiye’de “Colon Temizlik” deyince herkes başka şey anlar. Bir de “kolon temizleyici” olmasın mı…


Türk Mahallesi Gören Bu Markaları Kaldırır:

16. Vergina (Yunanistan)

Bira markası ama Türkiye’de bu ismi yüksek sesle söyleyeni dışarı çağırırlar. Market rafına gelse kameralar açık olur.

17. My Bitch (Moda markası)

Avrupa’da havalı duruyor olabilir ama Türkiye’de AVM’de bu mağazaya kimse annesiyle giremez.

18. Poopsie Slime (Oyuncak)

Çocuk oyuncağı ama isminde “poop” yani kaka geçiyor. Teyzeler bu oyuncakları direk lanetler.

19. Petco (ABD)

Evcil hayvan markası ama “Petko” deyince nedense köy yerinde yeni gelen mazot istasyonu gibi duruyor.

20. Fartfull (İsveç)

Enerjik demekmiş ama Türkçede anladığımız çok başka. Otobüs firması olsaydı: “Fartfull Turizm: Rüzgar Gibi Geçer”


Komediye Devam:

21. Fart (Almanca’da “yolculuk”)

Otobüslerin üstünde kocaman “FART” yazıyor. Bizim halk buna dayanamaz. “Fart Line” falan çok fena olur.

22. Schluck (Almanca: “yutmak”)

Almanca’da masum ama Türkiye’de ismi duyunca herkes bir an durur, sonra kikirder.

23. Krap (Avusturya)

Bira markası ama Türkiye’de “Krap Bira” demek istersen önce ciddi misin diye sorarlar.

24. Anker (Avusturya)

Fırın markası ama bizde sabah “Anker simidi” deyince sanki sansürlenmesi gereken bir şey söylüyorsun gibi algılanıyor.


Final Notu:

Dünyada markalaşmak kolay değil. Hele ki Türkiye gibi bir ülkeye geliyorsanız marka isminizin Türkçe’de ne çağrıştırdığını 3 kere kontrol edin. Çünkü burada hemşehrilerimiz kelimeyi bir görür, hemen şakayı yapar.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KOMİK

Haftanın En Çok Güldüren 20 Tweeti

Published

on

Haftanın Twitter (X) gündemi yine her telden çalan, absürt ve bir o kadar da “bizden” olaylarla doluydu. thegeyik.com okuyucularının bayılacağı, etkileşimi bol o listeyi senin için hazırladım.

İşte bu hafta timeline’ı sallayan, okurken “Aynı ben!” dedirten o 20 tweetlik seçki:


Gündem ve Yaşamın Absürtlüğü

  1. “Maaşım yattıktan tam 14 dakika sonra banka uygulamasına girince karşılaştığım o ‘Yetersiz Bakiye’ yazısı… Biz ne ara bu kadar harcadık, ne ara bu hale geldik?”
  2. “Anneme ‘Dışarı çıkıyorum’ dedim, ‘Üstüne bir şey al’ dedi. Hava 35 derece anne diyorum, ‘Olsun akşam serin olur’ diyor. Anneler ve o bitmek bilmeyen ‘akşam serinliği’ korkusu…”
  3. “Sabah alarmı 07:00’ye kurup, 07:45’e kadar 5 dakikalık aralarla ertelemek… Bu bir yaşam biçimi değil, bu bir hayatta kalma mücadelesidir.”
  4. “Yapay zeka dünyayı ele geçirecek diyorlar; benimki hala ‘nasılsın’ yazacağıma ‘nasılın’ yazdığımda düzeltmiyor. Sakin olun beyler, daha vaktimiz var.”
  5. “Diyetin 2. gününde mutfaktaki bayat ekmeğe bakışım… Sanki dünyanın en lezzetli kruvasanıymış gibi süzüyorum seni hain ekmek.”

İlişkiler ve Sosyal Dramlar

  1. “Eski sevgilim ‘Sen daha iyilerine layıksın’ dedi. Haklıydı ama bunu onun söylemesi biraz şov gibi geldi. Evet layığım, teşekkürler.”
  2. “Flörtümle konuşurken ‘Ben pek kıskanç biri değilim’ dedim. 5 dakika sonra takip ettiği son 3 kişiyi ve beğendiği fotoğrafları Excel tablosuna döküyordum.”
  3. “WhatsApp’ta ‘Yazıyor…’ ibaresini 3 dakika boyunca izleyip sonunda sadece ‘Tamam’ gelmesi… Bu kalp bunu kaldırmaz.”
  4. “Düğün takısı töreninde çeyrek altın takarken gelinin kulağına ‘Bunu aslında biz takmıyoruz, borç olarak düşün’ diyen o akraba samimiyeti…”
  5. “İlk buluşmada ‘Ben genelde az yerim’ diyip masadaki her şeyi silip süpüren o özgüven… İşte aradığım dürüstlük tam olarak bu.”

Kurumsal Hayat ve ‘Office’ Kafası

  1. “Pazartesi sabahı toplantısında ‘Herkes burada mı?’ sorusuna içimden verdiğim cevap: Fiziken evet, ruhen hala pazar kahvaltısındayım.”
  2. “LinkedIn’de ‘Yeni görevime başlamış olmanın gururunu yaşıyorum’ postu atan arkadaşım… Kanka geçen hafta beraber şirkete sövüyorduk, ne ara vizyonun değişti?”
  3. “Mailin sonuna ‘Bilgilerinize arz ederim’ yazınca kendimi bir an genelkurmay başkanı gibi hissediyorum. Oysa sadece faturayı gönderdim.”
  4. “Zoom toplantısında kamerası kapalı olanların o gizemli dünyası… Kim bilir arkada hangi diziyi izliyor, hangi pijama takımıyla oturuyorsun?”
  5. “İstifa dilekçesini kafamda 40 kere yazdım ama uygulamaya gelince ‘Tabii efendim, hemen yapıyorum’ diyen o ezik tarafım…”

Ekonomi ve “İnce” Tespitler

  1. “Market poşetini 25 kuruşa alırken hissettiğim o tasarruf bilinci… Ama içeride 2 bin TL harcadım, orası ayrı.”
  2. “Kredi kartı ekstrem gelince ben: ‘Bu 150 liralık harcama ne ya?’ (Açıp bakınca dışarıda yediğim o tek bir simit olduğunu fark ederim).”
  3. “Kumbaraya her gün 10 TL atarak ev almayı hayal eden o çocuksu yanım… Matematik seni terk edeli çok oldu be güzelim.”
  4. “Spor salonuna üye olup 6 ay boyunca sadece 2 kere giden o azimli arkadaşım… Salonun en büyük sponsoru sensin, tebrikler.”
  5. “Hafta sonu planım: ‘Bütün gün yatıp dizi izleyeceğim.’ Gelen teklif: ‘Dışarı çıkalım mı?’ Cevabım: ‘Ay çok işim var ya, başka zamana artık.'”
Continue Reading

KOMİK

Plaza Dilinin Türkçe Karşılıkları

Published

on

Plaza dili, beyaz yakalı dünyasının kendi içinde geliştirdiği, İngilizce ve Türkçeyi bir blender’a atıp “püre” haline getiren o meşhur iletişim biçimi. Eğer bir plazada çalışıyorsanız veya yolu oradan geçen birini tanıyorsanız, bu kelimelerin aslında ne anlama geldiğini çok iyi biliyorsunuzdur.

PLAZA DİLİ

İşte The Geyik tadında, plaza Türkçesinin samimi ve “acı gerçek” sözlüğü:


1. Operasyonel Süreçler (İş Yıkma Sanatı)

Plaza TerimiTercümesi (Gerçekte Ne Diyor?)
Assign etmek“Bu işi senin üstüne yıktım, kaçışın yok.”
Set etmek“Ben bir şeyler ayarladım ama muhtemelen kimse gelmeyecek.”
Follow-up yapmak“Sana her saat başı ‘ne oldu o iş’ diye darlık yapacağım.”
Handover vermek“İstifa ediyorum/Tatile çıkıyorum, bütün bu pisliği sana bırakıyorum.”
Handle etmek“Bu sorunu bir şekilde çöz, sakın beni bulaştırma.”

2. Toplantı ve İletişim (Vakit Öldürme Teknikleri)

  • Touch-base olmak: “Bir araya gelip birbirimizin yüzüne boş boş bakalım, sanki bir şeyler konuşuyormuş gibi yapalım.”
  • Alignment sağlamak: “Hata yaparsak hep beraber yapalım ki suç tek bir kişiye kalmasın.”
  • Meeting set etmek: “Boş vaktin olduğunu gördüm, orayı da verimsiz bir sohbetle doldurmak istiyorum.”
  • Feedback vermek: “Yaptığın işi hiç beğenmedim ama bunu seni kırmadan, kurumsal bir kibarlıkla nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.”
  • Sync olmak: “Aynı yalanı söyleyelim ki yöneticiler durumu fark etmesin.”

3. Zaman Yönetimi (Aciliyet Yanılsaması)

ASAP (As Soon As Possible): “Aslında dün bitmiş olması gerekiyordu ama ben sana şimdi söylüyorum. Hemen yap yoksa hepimiz yanarız!”

  • Deadline: “O tarihe kadar bitmeyeceğini ikimiz de biliyoruz ama bir hayalimiz var.”
  • Önceliklendirmek: “Elimde 50 tane iş var, hangisini daha az yapacağıma karar veriyorum.”
  • Quick win: “Hiçbir işe yaramayan ama üst yönetime ‘bakın bir şeyler başardık’ dedirtecek küçük, gereksiz başarı.”
  • Best practice: “Başkası yapmış, biz de kopyalayıp kendimiz yapmış gibi davranalım.”

4. Kişisel Gelişim ve Motivasyon (Maaşlı Kölelik Güzellemeleri)

  • Comfort zone’dan çıkmak: “Sana normalde yapman gerekenden çok daha zor ve saçma bir iş vereceğim, sakın itiraz etme.”
  • Proaktif olmak: “Sana söylenmeden başkalarının işini de üstlen ki daha çok yorul.”
  • Focuslanmak: “Gözümü ekrana dikeceğim ama aslında sadece akşam olsa da gitsek diye düşüneceğim.”
  • Think out of the box: “Mantıklı olan her şeyi bir kenara bırakalım ve gerçekleşmesi imkansız saçma sapan fikirler üretelim.”

Örnek Plaza Diyaloğu

Plaza Versiyonu:

“Selamlar, dün assign ettiğim task için proaktif bir yaklaşım bekliyorum. Deadline çok tight olduğu için ASAP bir alignment sağlayıp süreci handle edelim. Bu konuda seninle touch-base olmayı planlıyorum.”

Türkçe Meali:

“Kardeşim dün senin üstüne yıktığım o işi sakın unutma. Zaman daralıyor, hemen hallet de başımız ağrımasın. Bir ara yanına uğrayacağım, sakın kaçma.”

Continue Reading

KOMİK

Aldığı Elbise Tarafından Rezil Edilen 15 İnsan

Published

on

Elbise seçimi yaparken fiyatına, kalitesine ve desenine defalarca baktınız ama bunlar her zaman yeterli olmayabilir. Bazı elbiselerde gizli mesajlar var ve bu mesajlar bazen sizi rezil edebilir.

Continue Reading

Trending

Copyright © 2014 - 2026 TheGeyik.com