POPÜLER GEYİKLER

Şapırdatma, Gıcırtı veya Birinin Sesine Gıcık Oluyorsanız Misophania Olabilirsiniz!

Yemek yerken ağzını şapırdatan birine gıcık oluyorsunuz, hatta bırakın şapırdatmayı nefes alırken çıkardığı sese bile gıcık oluyorsunuz diyelim.  Normal gibi dursa da değil, bu bir hastalık adı da Misophania. Gelin örneklerle bakalım:

Misophonia

Bir sineğin sesi sizi çileden çıkarıyor mu?
Bir insanın sesine çok mu gıcık oluyorsunuz?
Kapı gıcırtısı sizi kontrolsüz mü bırakıyor?
Diş fırçalarken çıkan sesle öfkeleniyor musunuz?
Misophonia hastası olabilirsiniz.
Misophonia kelimesi tam anlamıyla “sesten nefret etme”, düşük düzeyde sesten hoşlanma biçimidir. Bu olumsuz deneyimler ile karakterize olan yüksek ya da yumuşak olsun belirli seslerden kaynaklanan bir nörolojik bozukluk olarak düşünülmektedir. Bu terim Amerikan nörolog olan Pawel Jastreboff ve Margaret Jastreboff tarafından bulunmuştur. Genellikle vadeli seçici ses hassasiyetinin yerine kullanılır.
Hiperakuzi aksine Misophonia belirli sesler için spesifiktir. Bu bazı semptomlara neden olan fizyolojik anormalliğin anatomik konumu hakkında çok az bilgi olsa da büyük olasılıkla merkezi sinir sisteminden kaynaklandığı sanılır. Anatomik konumunun hiperakuzinin bulunduğundan daha merkezi olabileceği öne sürülmektedir.

misophonia-final

Ne oluyor?
Bu hastalık tetikleyici bir ses ile ortaya çıkar. Genellikle düdük sesi, nefes sesi, yemek yeme, diş fırçası gibi seslerle ortaya çıkar. Birey bu anlarda;
Endişe,
Kaygı
Dürtüsü kontrolsüzlüğü
İğrenme
Kaçma-kaçınma yaşayabilir.
Bu durumu daha ciddi yaşan bireyler rahatsızlık anında
Öfke nöbeti
Nefret
Panik
Korku
Duygusal sıkıntı
Öldürme ve yok etme isteği
Cilt tarama
İntihar düşünceleri yaşayabilir.

Hastalık sosyal bir kramp gibidir. Sürekli çevresel sesler içinde yaşamak zorunda kalan hasta, sosyal hayattan bir süre sonra uzaklaşır ve yalnızlaşır. Lokantada yemek yerken, sinemada film izlerken, otobüste seyahat ederken biranda bir sese takılıp, kontrolsüzleşebilir. Daha ötesi saldırganlaşabilir, şiddete başvurabilir.
Hastalık genellikle 9-13 yaş arası başlar ve nedeni henüz bilinmemekle birlikte kulaklardan kaynaklanmadığı, beynin ve bedenin reflektif bir tepkisi olduğu uzmanlarca düşünülmektedir.

Hastalığın tedavisi henüz yapılamamaktadır. Tedavi olmasa da bireyin sosyal hayatının daha sağlıklı olması için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir.
Arka Plan Sesi: Bireyin sevdiği bir ses arka plan sesi olarak bir cihaza yerleştirilir ve birey tetikleyici ses ile muhatap olacağı ortamlarda bu cihazı kullanır. Amaç sesi dengelemek ve sesin etkisini azaltmaktır.
Stres yönetimi: Birey öfke nöbetine kapılmadan sosyal yaşamını sürdürebilir.
Önerilen diğer tedavi yöntemleri ise konuşma terapisi, antidepresanlar, kulak tıkacıdır.

Bu hastalığın yaygınlığı henüz bilinmemektedir fakat kişilik belirleme grupları önceki kabul görenden daha fazla olduğunu öne sürer. Genel nüfusun %4-5’inde görülen kulak çınlaması olan hastalar arasında, 2010 yılında %10 ölçülürken bazı anketler %60 gibi bir yaygınlık öne sürer.
2013’te yayınlanan bir Hollandalı çalışmasında misophonia olan 42 hasta deneğin, Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu (% 52.4) dışında çoğu pskiyatrik bozukluklar için düşük bir yaygınlık oluşturduğunu buldu.
kaynak:psikoloji portalı

YORUM

Bir Cevap Yazın

Yükselişe Geçenler

To Top