YAŞAM

Çabuk Olun, Takipçilerim Bekliyor!

Akıllı telefonumuzu sürekli yanımızda: Spotify üzerinden müzik dinliyoruz, Whatsapp’tan mesajlaşıyoruz ve Netflix’teki filmleri ve dizileri izliyoruz.

Telefonumuzu hem özel hem de profesyonel işlerimiz için kullanıyoruz, günün birkaç saatini telefonumuzla geçiriyoruz. Hatta kimimiz akıllı telefonu olmadan yaşayamayacağını bile düşünüyor olabilir. Günümüzde dijital iletişim araçları o kadar yaygınlaştı ki, şunu tespit etmek de zor bir hale geldi: Biri bağımlı olduğu için mi telefonunu yoğun bir şekilde kullanıyor, yoksa sadece aktif bir kullanıcı olduğu için mi?

Almanya’nın Bonn kentinden medya pedagogu Andreas Pauly, “Bu soru, bir insanın medya araçlarını kaç saat kullandığına bakarak cevaplanamaz” diyor. Pauly, bağımlılığa giden yolun beş kademesi olduğunu belirtiyor. Örneğin, bir insan ilk kez bilgisayar oyunu oynadığında deneme yapar. İkinci adım ise bu insanın oyundan zevk almasıdır. Üçüncü kademe ise insanın cihaza alışmasıdır. Dördüncü aşamada suistimal, yani insanın medya aracını sağlıklı bir ölçünün üzerinde kullanması. Bu yolun son aşaması ise bağımlılık. Pauly, “Bir insan gerçek hayattaki arkadaşlarını ya da hobilerini ihmal ederse medya araçlarını sağlıksız bir şekilde kullandığı anlamına geliyor” diyor.

Cep telefonu ile duşun altına
Bir araştırmaya göre Almanya’daki gençler ortalamada günün üç dört saatini internette geçiriyor. Genelde arkadaşlarıyla mesajlaşıyor, sosyal medyayı kullanıyorlar, video izleyip müzik dinliyorlar. Pauly, sosyal medya uygulamalarını gençlerin birbirleriyle iletişim içinde kalmak için kullandığını, ancak bunun sağlıksız davranış biçimlerine yol açabildiğini anlatıyor. Pauly bağımlılık içindeki kullanıcıların davranış biçimlerine de şu örnekleri veriyor: “Arkadaşım birazdan bir fotoğrafı beğeneceği için hemen internete bağlanmam lazım” ya da “Tekrar birşeyi internete yüklememi bekleyen bir sürü takipçim var” ya da “Bir şey kaçırmamam için duşun altına girdiğimde telefonumu plastik bir poşetin içine koymam gerek”.

Pauly medya bağımlısı insanların vücutlarında da bağımlılığın belirtileri olduğuna işaret ediyor. Pauly, “Alkol beyni nasıl etkiliyorsa davranış bağımlılığı da bir sarhoşluk hissi verebilir” diyor. Bağımlılıklarıyla başa çıkamayacağını düşünenler için özel klinikler var. Bu kliniklerde davranış terapileriyle insanlar sağlıklı bir medya tüketimine yeniden alıştırılıyor. Ancak medya araçlarının günümüzde her yerde kullanıldığı için bu hiç de kolay değil.

Pauly ikilemi şöyle anlatıyor: “Alkol bağımlısıysanız eğer bu bağımlılığı aşmak için alkolden tamamen uzak durmanız mümkün. Ancak medya araçlarından tamamen vazgeçmek mümkün değil. Kendi bağımlılığın üstesinden gelmeye çalışanlarda zaman zaman terleme, agresyon ya da baş dönme gibi semptomlar ortaya çıkabilir.”

İnternet ötesinde bir hayat var
Andreas Pauly, Bonn’da medya bağımlılığını önlemeye dair çalışmalar yapan Update adında bir kurumda çalışıyor. Pauly, “Biz bağımlılığın henüz çok kötü boyutlara ulaşmadığı önlemeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. Bağımlılığın danışmanlıkla ve insanların birbirleriyle tecrübeleri alışverişinde bulundukları grup toplantılarıyla önlenebildiğini görüyoruz” diyor. Pauly, gençlere internetin ve medyanın ötesinde bir hayatın olduğunu, örneğin düzenlediği yemek pişirme akşamları ya da spor faaliyetleriyle gösteriyor.

Pauly, gençlerin internet dışında vakit geçirmelerinin duyguların emojilerle ifade edilemeyen birebir iletişimi öğrenmeleri için önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca gençlerin bir akıllı telefonun ya da bilgisayarın sahip olmadığı özelliği olan yaratıcılığı geliştirmenin de önemine dikkat çekiyor.

Pauly’nin yönettiği bir diğer program ise “internet pilotları”. Bu program kapsamında Pauly çalışmalar yürüttüğü okulları ziyaret ediyor ve öğretmenlere ve öğrencilere medya araçların şansını ve riskini anlatıyor. Bu çalışmalar ise gönüllü olarak dört gün süren çalışmalara katılan öğrencilerin öğrendiklerini arkadaşlarına aktarmalarını hedefliyor. Bunun arkasındaki düşünce ise gençlerin arkadaşlarından gelen tavsiyelere daha açık oldukları düşüncesi.

“Bir problem haline gelmeden”
Ancak cihazı zaman zaman kapatmak sadece çocukları ve gençleri ilgilendiren bir sorun değil. Pauly “Verim düştüğü için internete bağlanılmadığı zamanların olmasını isteyen şirketlerinin sayısı artıyor. Arada bir dinlenme molalarının olması lazım” diyor.

Kanada’daki Akıl Sağlığı Araştırmaları Enstitüsü’nden Prof. Hayley Hamilton ise aşırı medya kullanımının verimliliği düşürdüğü gibi başka psikolojik sorunlara da yol açabildiğine dikkat çekiyor.

Hamilton “Elektronik cihazlarının ve sosyal medyanın yoğun bir şekilde kullanılmasıyla stres ve insanın kendisini psikolojik olarak nasıl hissettiğini bilmemesi gibi psikolojik sorunların arasında bir bağlantı var. Araştırma neticelerimiz medya tüketimi için sağlıklı bir ölçü belirlememiz gerektiğini gösteriyor. Daha büyük bir problem haline gelmeden herkesin medya araçlarını ne kadar yoğunlukla kullandığı hakkında düşünmeli” diyor.

Günlük hayatta medya tüketimini azaltmanın kolay yolları var. Örneğin bir arkadaşla mesajlaşmak yerine kendisiyle buluşup bir kahve içilebilir. Ya da Google haritasını kullanmaktan ziyade sokakta birine yolu sorulabilir. Ya da bir konserin tüm şarkılarını kaydetmek yerine konserin tadını çıkarılabilir. Tüm bunlar sadece medya bağımlılığını önlediği gibi aynı zamanda internet dışında bir hayatın olduğunu gösterir.

Deutsche Welle Türkçe

Click to comment

Yorum yap

To Top